IMG_2015_resize1979 Samsun doğumluyum, ilk, orta ve liseyi Terme’de tamamladım.

İlk bilgisayarım olan Commodore 64 bende hala büyük hatıralar barındırır. Teyp ve kasetleri, oyun kartuşları, sonradan aldığım 5.25″ lik disket sürücüsü, printer ve sık sık kırıldığı için artık tamir etmeye başladığım joystick’i ile 1990 yılında hayatıma girmeyi başarmıştı. O zamanlar Basic dilinde kendimce bişeyler yazmaya çalışır ve aynı zamanda Bilgisayar Pazarı adlı dergiyi sıkı şekilde takip etmeye çalışırdım.

Aradan geçen üç yılın sonunda ilk pc mi 1993 yılında aldım. Yaşadığım yer olan Terme’de bilgisayar üzerine herhangi bir kuruluş olmadığı için Samsun’dan almıştım. Hiç unutmam monitörü o kadar kötüydü ki iki saatlik kullanım sonrası yazıları okuyamaz duruma gelirdik. 1 MB Ram i386SX16 işlemci ve 40 MB evet evet yanlış okumadınız tam 40MB lik bir HDD ye sahip olan bilgisayarımın bir de 1.44″ lik disket sürücüsü vardı. İşletim sistemi Dos 4.0 olan sistemimde ses kartı veya fare bulunmuyordu. Peki ben ne mi yapıyordum ? Dahili ses ile yani o bilgisayar açılırken çıkan bip sesi ile müzik yapıyordum 🙂 Derken bilgisayarım bozuldu. Bozuldu derken aslında bozulma değil format atılması gerekiyormuş. Ben bu işten anlamadığım için bozulduğunu sanıyor ve Samsun’a gönderiyordum. Ve ürünün gelmesini en az iki ay bekliyordum. Yapılacak şey ise açılış disketi ile bilgisayarı açıp format c: /s yazmak ve autoexec.bat ile config.sys dosyalarını yazmaktı.Ancak beceremediğim daha doğrusu yolun başında oluşum nedeni ile bu süreci beklemek durumundaydım.

Hiç unutmadığım ve bilgisayar dünyasına atılmamı sağlayan olay ise yine bu bilgisayarın bozulması ile ortaya çıktı. Bilgisayarım bozulmuştu ve servise göndermiştim. Yaklaşık 6 ay önce 1700 $ civarına aldığım bilgisayar için basit bir format için benden tam 1200 $ para talep edilmişti. O zamanları çocuktuk ve ailemde bu konuda bilgili olmadığı için bu parayı paşa paşa ödedik. Ondan sonra o kadar para vermek zoruma gitti ve ben bunu öğreneceğim diyerek bir kaç kitap aldım ve başladım çalışmaya. Derken bilgisayar dergilerinde Dikey yani tower kasalar görüp heveslenirdim. O zamanlar genelde kasalar monitör altına koyulan cinslerdendi. Bu arada Bilgisayar Donanımı adlı bir kitap almış ve ara sıra bilgisayarın içini açarak hangi parça nedir öğrenme gayretindeydim. Derken bir gün AT bir kasa sipariş verdim. O zamanlar ATX yoktu AT denilen kasa modelleri revaçtaydı. Kasa geldi boş bir kasaydı. İçinde power supply dışında herhangi bir şey bulunmayan sacdan yapılmış bir kasaydı bu 🙂 ama haftada bir gün muhakkak söker ve onunla hayaller kurmayı ihmal etmezdim. Para bulduğumda derdim ilk için senin içini doldurmak derdim. Derken bigisayar dünyasında bir windows fırtınası esmeye başlamıştı. Windows 3.0 ve bununla birlikte fare ihtiyacı doğmuştu. Yanında bir de oyunlar için kullanabileceğim bir ses kartı Sound Blaster 8 bit lik bir kart almış ve i386sx kasamın içine yerleştirmiştim.

Bir gün elimdeki bilgisayarın eskidiğini düşünerek ve kendimi riske atarak bilgisayar için P100 işlemci, ram, anakart, hdd ve o zamanları yeni çıkmış olan ve çok pahalı olan CD sürücü. O zamanlar CD sürücüler sadece okuyordu yazma işlemi yapmıyordu. Ne güzel günlerdi 🙂 1 GB HDD’m olmuş ve içini nasıl dolduracağım diye kendi kendime düşünür olmuştum. O zamanlarda Windows 95 adlı işletim sistemi çıkmış ve teknoloji artık şekillenmeye başlamıştı. Videolar, resimler, müzikler ve daha nice şeyler bilgisayardan yapılır olmuştu. Bu arada hatrı sayılır bir disket arşivim olmuştu. Yüzlerce oyun ve programda cabası…

Yıl 1997 olduğunda ise Comsell Bilgisayar Sistemleri adı altında bir iş yeri kurarak iş hayatına atıldım. Burada yine bir çok bilgisayar topladım ve ilk defa internet ortamı ile tanıştım. Dergiler artık derginin yanında disket değil cd veriyorlardı ve offline içerikli web sayfaları da bu cd lerin içinde bulunuyordu. Bu yıllarda html ile tanıştım ve notepad ile hazır siteleri editleyerek birşeyler yapmaya çalışıyordum. Bu sırada Photoshop, Paintshop Pro, Creative Sound Studio gibi programlar kullanarak resim işleme ve ses üzerinde çalışmalar yapıyordum. O zamanın en çok sevdiğim programlarından birisi olan BANNER ile çeşitli yazılar hazırlıyordum. Herşey güzeldi ancak üniversite eğitimim nedeni ile bir yıl sonra iş yerini kapatmak zorunda kaldım.

Okulda okurken bir taraftan internetten tanıştığım arkadaşlarım sayesinde PCLife adlı dergide WebAlem adı altında bir köşe yazar olmuştum. İlk yazım Ağustos 2000 yılında yayınlandı. Bir yıl kadar PC-Life, NetLife ve PCWorld gibi dergilerde yazılar yazdım. Maddi imkansızlıklar nedeni ile internet ortamından uzak kaldığım için yine dergideki yazılarıma da istemeden son vermek zorunda kaldım.

2001 yılında Çarşamba Bilgisayar Market bünyesinde açılan Bilgisayar Kursu’nda Operatörlük kursu verdim.

İktisat fakültesini tamamladıktan sonra kendimi iş hayatına atmak için girişimlerim oldu. Ancak bir türlü sabit bir iş bulup çalışma fırsatını bulamadım.

Okulda okuduğum sıralarda web tasarım işlerine ağırlık vermiş ve az çok kod yazarak asp sistemine giriş yapmıştım. Hatta bir kaç müşterim olmuş onlara web sitesi hazırlamıştım.

Genelde her üniversiteyi bitirenin yaptığı gibi ücretli öğretmenlik yapmaya başladım. İlk görev yerim Evci Lisesi – Matematik ve Geometri öğretmenliği oldu. Arkasından Gölyazı ilköğretim okulu, Bazlamaç İlköğretim Okulu ve tekrar Gölyazı İlköğretim Okulunda Matematik dersleri verdim.  Bu sırada ağ sistemleri ethernet ve Cat 5 ile cafe kurulumları yapmaya başlamıştım.

Yıl 2013 olduğunda artık kendi kodlarımı yazıp aspindir.com gibi sitelerde yayınlamaya başlamış, yaptığım photoshop çalışmaları ile çeşitli logo tasarımları ile afişler v.s. hazırlanmıştı. Hatta halen Sakarlı Belediyesi, KİM Market gibi kuruluşlar benim yapmış olduğum logoyu kullanıyorlardı. Her gördüğümde beni gururlandıran bu tablo gerçekten insanın nefsini okşuyor. Şu anda hali hazırda evimden home-office olarak çalışmakta olup web tasarım bilgisayar toplama ve sorun giderme, laptop tamiri gibi işleri yapmaktayım.

Ayrıca fotoğraf hastalığımdan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Fotoğraf bir tutkudur. Çekilen her kare her bakışında farklı duygular yaratır insanda. Çocukluğumdan beri bir çok filmli makinem vardı. Ancak ilk dijital profosyonel makinem Canon 400D olmuştu. Arkasından hala kullandığım Canon 60D ve Canon 70-300 IS USM, Canon 17-85 IS USM, Canon 18-55 IS USM ve Canon 50 mm lenslerle zaman zaman stres atmak için dolaşıp dururum.

Bir başka merakım ise yağlıboya tablo :). Daldan dala atlıyorum ancak aklıma geldikçe yazıyorum. Şövelem fırçam boyalarım ve ben… Hepsi mükemmel bir duygu. Ancak en büyük sorun işsizlik. Sabit iş olmayınca insanda ne sanat zevki ne de amacı oluyor. ( Burada bir parantez açmak durumundayım, şükür 2014 Ağustos 29 yaşadığım ilçede bir devlet kurumuna memur olarak atanmanın mutluluğu ve huzuru ile hayatımı düzene sokmanın telaşı içindeyim… )

Unutmadan 🙂 evliyim ve dünyalar tatlısı iki evlat babasıyım. Kızım Amine Melike ve oğlum Abdullah Melih… İsimleri Peygamberimiz Hz. Muhammed S.A.V. ‘in annesi ve babasından geliyor. İnşallar isimlerine layık birer evlat olurlar.

Neyse şimdilik bu kadar aklıma geldikçe yazacağım kendim hakkımda, kendimce…

Sağlıcakla…

Muhittin YILMAZ

 

But that’s not the case anymore right http://celltrackingapps.com now